Ev-Ofis Dönüşümüne Kayıtsız Kalamayan Nesneler

Salgınla birlikte tetiklenen evi ofise dönüştürme akımını, global düzeydeki en büyük insan hareketleri arasında kabul edebiliriz. Bir dönem belki sadece serbest çalışanlarda ve öncü markalarda karşılık bulan uzaktan çalışma modelini bugün büyük — küçük birçok şirkette görmeye başladık. Üstelik bu durum salgından sonra da devam edecek gibi görünüyor. Peki dönüşüme kucak açan evler bu büyük göçün tetiklediği beklentileri nasıl karşılıyor?

Bu yazıda çalışma kültürünü kucaklayan ev ortamında bizim nesnelere karşı değişen bakış açılarımızı ele aldım. Evde çalışmak yeni davranışlar ve bunlara bağlı sürpriz ihtiyaçlar doğururken, bu ihtiyaçlar da hiç beklenmedik nesnelerce karşılanabiliyor. Objelerdeki bu saklı alternatif kullanımların ne kadar değerli olabileceğini, kendi hayatımdan bazı pratik örneklerle göstermeye çalıştım.

Evde çalışmaya başladıktan sonra saklı işlevlerini keşfettiğimiz nesneler oldu.

‘Ancak film senaryolarında olur’ dediğimiz salgın haberini önce çok uzaklardan aldık. Birkaç ay içerisinde ise konu bizim sokaklarımızdaydı. Ve belki de o dönem birçok şirketin hayatına zaruri olarak girdi, evden (ya da uzaktan) çalışma kavramı. Çok değil, kısa bir süre sonra 2021'in Mart ayına gireceğiz ve böylelikle bu dönüşümün birinci yılını devireceğiz. Bu salgın etkisinin daha ne kadar süreceği tartışıladursun, onunla birlikte gelen bu yeni çalışma alışkanlığı daha sonra da devam edecek gibi görünüyor.

Örneğin; Mercer’in Türkiye’de yaklaşık 170 şirketle yaptığı araştırmaya [1] göre salgından önce %45'lik bir dilim için uzaktan çalışma sadece nadir tercih edilen alternatifken, bugün bu grupta %95'lik bir kesimin öncelikli olarak uzaktan çalışma düzenine geçtiğini görüyoruz. %60'ı ise bu çalışma modelini salgından sonra kalıcı hale getirmeye hazırladığını belirtiyor.

İşte böyle köklü bir dönüşüm yaşanırken modern çalışma kültürünün doğurduğu kullanıcı beklentilerinin evlerde ne kadar karşılanacağı merak konusu. Bekar yaşamdan çekirdek ve geniş ailelerdeki yaşama doğru ilerledikçe evde çalışmanın giderek zorlaşacağını öngörmek çok da zor olmasa gerek. Burada evdeki kişi sayısıyla kültür ve sosyal imkanlar arasındaki bağları incelemek çok kapsamlı bir çalışma doğurabilir. Ben ise bu yazıda popülasyon, kültür ve sosyal imkanlardan bağımsız olarak insan ve ev nesneleri arasındaki ilişkiyi fonksiyonellik açısından sorgulamak istiyorum. Bunu yaparken aslında bir anlamda evde çalışma kabiliyetimizi arttırmak pahasına evdeki eşyaları ‘hack’leyeceğimizi söyleyebilirim. Bazıları iş arkadaşlarıma karşı itiraf da olabilir, fakat her şekilde paylaşmaya değer bulduğum için bundan çekinmedim :) Haydi başlayalım!

Taşınabilir ve Yüksekliği Ayarlanabilir Çalışma Masası

Geleneksel ofislerde çalışırken yalnız kalmak istediğimizde kaçabileceğimiz veya önemli sunumlar için sığınabileceğimiz alanlarımız çoktu. Evde ise ses ve görüntü olarak sükuneti yakalamak çok zor.

Ses açısından sükunet rahatça anlaşılabilir ama görüntü deyince soru işaretleri doğabiliyor. Burada hem çalışırken gözümüze takılanlardan kaçmayı hem de görüntülü görüşme sırasında arkamızda kalan fon görüntüsünü dinginleştirmeyi kast ediyorum. Örneğin; kaç gündür tamir etmediğimiz bir şey görüş açımızdaysa ister istemez bizi yalnız çalışırken yakalayabiliyor. Veya şartlarımız gereği önemli bir sunumu yapacağımız alanda arkamızda görünenleri pek de kontrol edemediğimiz durumlar doğabiliyor.

İşte tam bu sırada imdadımıza ütü masası yetişiyor. :) Hem istediğiniz yüksekliğe hem de istediğiniz yere geliyor. Her ne kadar çalışma yüzeyi dar olsa da kısa süreli ve ayakta yapmak istediğiniz çalışmalarda veya önemli sunumlarda çok iyi bir yardımcı olduğunu söyleyebilirim. Yalnız abartıp üzerine çok fazla yük koymayın, benden söylemesi ;)

Ütü masası istediğiniz yere ve yüksekliğe gelen bir çalışma masası olabilir.

Sunumlar için İdeal Fon

Yukarıda görüntülü görüşmeler, sunumlar için fondaki sükunetin önemine gönderme yapmıştım. Gözü yoracak ögeler veya sizin önünüze geçecek kalabalıklar karşınızdakileri beklediğinizden çok yorabilir, sunumunuzda vereceğiniz mesajların zayıf kalmasına sebep olabilir. Hatta bazen özel hayatınızla ilgili gereğinden fazla bilgi dahi verebilirsiniz ;) Eğer çalıştığınız noktanın fonunu kontrol etmeniz mümkün değilse kısa süreli de olsa çalışma noktanızı değiştirebilirsiniz, bunun için tabi yukarıdaki gibi güvenebileceğiniz bir ütü masasına ihtiyacınız var.

Yalın fon kullanmanız ve kamerayı duruşunuza uygun yüksekliğe getirmeniz (sağ) uzaktan görüşme ve sunumlardaki etkinizi arttıracaktır. Aksi takdirde görüşmedeki odak, kontrolünüzden çıkabilir (sol).

Bu şartlar altında elbise dolaplarının, düz duvarların veya kapalı havalarda güneşliklerin önü bazı sunumlarınız için ideal noktalar olabilir. Ya da evinize özel sizin keşfettiğiniz diğer noktaları kullanabilirsiniz. Ne de olsa size bu esnekliği sağlayan bir ütü masanız var. ;) Tabi sanal fonlardan memnunsanız, bu kadar zahmete de gerek yok. Fakat açıkçası bu uygulamanın da yarısı görünen kulak, saç, el gibi durumlar nedeniyle gereğinden çok ilgi çektiğini ve ortamı yapaylaştırdığını düşünenlerdenim.

Gizli Öğle Yemeği

Uzaktan çalışma ile birlikte yoğunluk ve temponun çok daha arttığını çevrenizden sıkça duymuşsunuzdur. Örneğin; eskiden günde en fazla birkaç toplantı yaparken bugün toplantıdan toplantıya nasıl yetişeceğini şaşıran kişilerle daha sık karşılaşmaya başladık.

İdealde istemesek de bu yoğunluk bazen öğle aralarına dahi yansıyabiliyor. O saatlerde artan açlık, kan şekerimizi düşürüp duygularımızı etkisi altına alırken kahve kupaları bu durumları tekrar kontrol altına almanıza yardım edebilir. İhtiyacınız olan geniş ve büyük kahve kupası, yoğun ama parçasız bir çorba ve belki biraz da kıtırdatacak bir şeyler. Siz aslında sadece güzel kahvenizi yudumluyorsunuz ve yanında bir şeyler atıştırıyorsunuz, toplantıda çorba içecek değilsiniz ya ;)

‘Zaten böyle kupa gibi büyük çorba kaseleri var’ diyenlerimiz olabilir. İşte onlar bilinen çorba kaseleri, onları kullanmanızda sorun olmayan bir toplantıdaysanız o zaman çatal, bıçak, kaşık kullanmanızda da büyük bir problem olmamalı. ;)

Kişiselleştirilebilir Sunum Işığı

Bu kelimeyi duyunca çoğumuzun aklına ilk olarak aynı ürünün geldiğine eminim; dairesel formda, ortasına telefon da yerleştirebildiğimiz makyaj ışıklarına benzeyen o ‘Youtuber’ ışığı! Hayır hayır, ben de tam onu demeyecektim. ;)

Formun fonksiyonu oldukça baskın bir şekilde izlediği bu tip ürünler yerine masanızda daha şık duracak ekonomik çözümlere yer verebilirsiniz. Tabi bu önerimi aldığınız gibi kullanmıyorsunuz, sizin ufak bir düzenleme yapmanız gerekiyor. Bu da aslında ürünün kişiselleştirme kısmı.

Bu çözümün ilk adımı kendi adıma evimizin her şeyi IKEA’da başladı. Silindir yapılı bir aydınlatmaları var, Mackebo. Kişisel olarak yalın geometrileri seviyorum, bu nedenle de bu ürünü hiç çekinmeden almıştım. Tek sorun ışığın direkt yüzüme gelmesiydi. :) Fakat formu beni kendi çözümümü bulmaya motive etti.

Bildiğiniz A4 kağıdı silindir şeklinde kıvırarak cam kısmından içine bıraktığınızda birebir kalıba uyuyor ve ışığı böylece oldukça yumuşatıyorsunuz. Kişiselleştirme de burada başlıyor; seçeceğiniz A4 kağıdın rengi veya üzerine yapacağınız çizimler ise sizin bu aydınlatmadaki özgün dokunuşlarınız olacak.

Bir A4'ü kıvırıp aydınlatmayı sararak ışığını yumuşatabilirsiniz. Kullandığınız kağıdın rengine göre de yayılan ışığın rengini değiştirebilirsiniz.

Bu arada bu tanıtım üzerine, bu ürünü online satın almak isterseniz işte bu yazıya özel hediye çekiniz: ‘korayoz..’… Şaka şaka :D Birkaç paragrafı tekrar okuyunca böyle bir izlenime kapıldım ama hakikaten bir reklam amacım yoktu ;)

Kıssadan Hisse

Uzaktan çalışmanın hayatımıza girmesiyle birlikte bizim için de farklı mücadeleler başladı. Ofiste alıştığımız ses, görüntü ve fonksiyon anlamındaki ideal ortamı evde bulamadıkça yeni kişisel çözüm denemelerine girdik. Bu da bizi nesnelerdeki saklı fonksiyonları arama konusunda teşvik etmeye başladı.

Benim bu yolculuğumda bugüne kadar öne çıkanlar ütü masası, dolap kapakları, güneşlikler, kahve kupaları ve masaüstü aydınlatmalar oldu. İhtiyaç oldukça bunlara yenilerinin ekleneceğine eminim. Sözünü açmışken gerçek bir uygulama anımı da kapanışa bırakmak istedim. İşte önemli bir sunumumdan bir kare:

Kim bilir; belki de markaların ürünlerindeki bu saklı fonksiyonları direkt veya dolaylı yollardan pazarladığını görmemiz çok uzak değildir?

Referanslar

  1. Aram Ekin Duran
    İş hayatının yeni normali: Evden çalışma
    (Ocak 2021) Deutsche Welle —
    https://www.dw.com/tr/i%C5%9F-hayat%C4%B1n%C4%B1n-yeni-normali-evden-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fma/a-53219366

UX Designer from İstanbul

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store